Sanırım bebek sahibi olup da nasıl olacak bu ek gıdaya geçiş diye endişelenmeyen ebeveyn yoktur. Uzmanlar genelde ilk  6 ay eğer annenin sütü yeterliyse, bebeğin gelişimi iyiyse ve herhangi bir sağlık sorunu yoksa sadece anne sütü verilmesini öneriyorlar. Ben bu durumun keyfini biraz daha sürdürmek istedim ve Tuna’yı 7 ay sadece anne sütü ile besledim. Bu sürece başlamadan bebeğin beslenmesinden sorumlu olacak kişilerin beslenme konusunda araştırma yapması, çocuk beslenme kitaplarını okuması ve tarifleri önceden denemesi şart. Benimle birlikte babaannemiz ve anneannemiz bu süreci biraz mutfakta geçirdi. 🙂 7. ay bitiminde ek gıdaya biz yoğurt ile başladık.

Yoğurt konusunda en dikkat ettiğim husus cam şişe gündelik sütten kendimizin iki günde bir mayaladığı yoğurt. Sek, Sütaş, Atatürk Orman Çiftliği gibi bir çok markanın günlük cam şişe sütünü denedim ancak tadını en çok beğendiğimiz Ada marka günlük cam şişe organik süt oldu. Kendimiz için de yine Ada marka organik cam kase yoğurt almaya başladık, Tuna’nın yoğurdunun mayasını da organik yoğurttan alıyorum. Ben keçi sütünden yoğurt hiç mayalamadım ancak çoğu annenin tercihi Baltalı cam şişe keçi sütü. Peki bu sütleri nasıl kaplara mayalıyoruz? Ağzı kapaklı cam kaplar aldım ve Tuna’nın yoğurtlarını bu kaplara yapıyoruz. İlk günler ne kadar yedirmem gerektiğini bilemiyordum ama bebeğiniz sizi bu konuda çok güzel yönlendiriyor. ilk olarak 6 mama kaşığı ile başladım ve gün aşırı 1 kaşık arttırarak gitmeye çalıştım. En fazla 16 kaşık yedik bugüne kadar. 15 gün saat 16-18 arasında sadece yoğurt yedik.15. günün sonrasında öğünlerimize öğle yemeğini ekledik. İlk öğle yemeği menümüz havuç, kabak, patates ve biraz zeytinyağından oluşan sebze püremiz. Doktorumuzun önerisi 3 gün kuralını uyguladık ve 3. günün sonunda eğer herhangi bir alerjik reaksiyon göstermediysek farklı mevsim sebzelerini eklemeye devam ettik. Tuna’nın sebze püresine tepkisi oldukça ilginçti, çok hoşlandığını söyleyemem. ilk tadımda sadece 2-3 kaşık yedi. Ama yemek konusunda zorlamamız gerektiğini doktorumuz defalarca altını çizerek söylediği için herhangi bir zorlama yapmadık.

Nasıl yapmalı bu püreleri, çorbaları acaba? Ben de çoğu anne gibi organik bulmalıyım bu yiyecekleri diyerek tüm marketlerin organik bölümlerine bakıyordum. Doktorumuz organik olduğuna eminsiniz yani dediğinde şöyle sihirli bir değnek dokundu sanki. Tabi ki emin değildik ve bu sevdadan vazgeçip yurdumun mahalle pazarlarında en tazesinden almaya başladık sebzelerimizi ve meyvelerimizi. Çoğu arkadaşımın sipariş verdiği “Tazedirek” online marketten de almak gelecek planlarım arasında.  Tefal Buharlı Pişiricimiz, porselen bıçak (bebeğin yiyeceklerinin vitamini gitmemesi için metal değdirmemeye çalışıyorum), mama sandalyesi, kaşık, tabak, önlük, cam şişe su… her şey hazır. Sıra geldi lezzetli bir öğün hazırlamaya. Tüm sebzeleri iyice yıkayıp sirkeli suda 5 dakika beklettikten sonra kabuklarını soyup küp küp doğrayıp buharlı pişiricide 20 dakika pişiriyorum. Daha sonra bir çay bardağı kadar su katıp (cam şişe su olmasına dikkat) tüm malzemeleri rondodan geçiriyorum ve son olarak üzerine 1 yemek kaşığı zeytinyağı koyup karıştırıyorum. Püremizi yedikten sonra mutlaka su içirmeye çalışıyoruz ki tatamız katılaşmasın. Öğle yemeğimize farklı farklı sebzelerimizi ekleyerek  lezzetli yemekler yapmaya çalışıyoruz. 10.günün bitiminde artık ufak kuzu etimizi de çorbalarımıza ve pürelerimize ekledik. Doktorumuzun bizi en çok uyardığı konulardan biri de Şeker, Tuz ve Un üçlüsü. 2 yaşına kadar bu yiyecekler kesinlikle verilmeyecekmiş. Ekmek olarak tam buğday, un ve makarnada da aynı şekilde tam buğday. Kırmızı yiyecekler konusunda da dikkat dikkat sinyallerini aldık. Domates, çilek (kendiniz yetiştirmiyorsanız yemeyin ikazı geldi), portakal, greyfurt, mandalina bu yiyecekler ise 1 yaşına kadar yok. Çikolata, bisküvi zaten yok, hazır püreler ise çok mecbur kalınırsa verilmesi öneriliyor. Şimdilik harfiyen uymaya çalışıyoruz bakalım.

Sıra geldi kahvaltıya ve ara öğün olarak meyve pürelerimize. Ek gıdaya geçtiğimiz 1. ayın sonunda kahvaltı yapmaya başladık yavaş yavaş (ciddi anlamda yavaş) 🙂 Anne sütü, tuzu alınmış beyaz peynir, haşlanmış yumurta sarısı, tam buğday ekmek içi, zeytinyağı ve keçiboynuzu pekmezi ununu mama kıvamına getirerek kahvaltımızı yapmaya çalışıyoruz, ne kadar başarılı olduğumuz ayrı bir tartışma konusu. Şimdilik çok lezzetli gelmiyor bize ve gerçekten de değil 🙂 çocuğun kabahati yok.

En sevdiğimiz öğünler kesinlikle meyve pürelerimizin olduğu öğünler. Açıkçası babamızın çocukluğunda kalma cam rendesi hayatımızı kurtardı. Babaannemiz Tuna kullansın diye bize hediye etti. Cam rendemizde suyunu çıkardığımız meyvelerimizi iştahla yiyoruz. Aynı heyecanı diğer besinler için de bekliyoruz tabi. Bir gün elbet olacak inşallah.

Şimdilik beslenme serüvenimiz bu şekilde, yutma refleksimiz geliştiği zaman daha zevkli seviyeye ulaşacağımıza eminim.

Tüm çocuklarımız yesinler ve sağlıkla büyüsünler…

Dilara